Yapı Kredi Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yapı Kredi Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

07 Nisan 2020

FIRAT SUYU KAN AKIYOR BAKSANA - YAŞAR KEMAL



Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana bir ada dörtlemesinin ilk kitabı. Yaşar Kemal'den bir batı hikayesi tabi ki doğuyla bağları kuvvetli bir ada hikayesi. İlk defa Yaşar Kemal okurken zorlandım Vasili'nin dalgalı ruh hali bizim tam da şu zamanlarda gelgitli olan ruh halimize benziyor. Sonrası karışık rüyalar olarak bana geri bildirimleri oldu bu kitabın.

Mübadele ile adalarından gitmek zorunda kalan Rumlar ile bir yanda savaşlarda çok kan dökmüş masal çöllerinden geçmiş Poyraz Musa'nın birbirlerine akan hikayeleri Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana.

Savaşın acımasız , mübadelenin hoyrat olduğu zamanlar. Hem öldürmeye hem ölüme bu kadar bağlı olan ama  içinden dolup taşan yaşama ve insan sevgisi ile bir değişik hikayedir Poyraz Musa ve Vasili'nin hikayeleri....

İyi Okumalar...

''Yeter ki bir damla insan teri boşa gitmesin. İnsan soyunun güzelliği alın terindedir''

''Bir tek insan ne kadar acı çekerse bütün insanlar o kadar acı çekiyor demektir. Bir insanla birlikte bütün insanlık öldürülmüyor mu ? Savaşa karşı savaşmak , öldürmeye karşı öldürmeden savaşmak bu toprakların yarattığı en güzel düşünce olmuştur''





04 Haziran 2018

KAFAMDA BİR TUHAFLIK - ORHAN PAMUK


Okuyup bitireli çok oldu , bir çok kitap gibi bloga yazılmadan rafa kaldırılsın istemedim. Hatırımda kaldığı kadar bana hissettirdikleri kadar yine de anlatmalıyım  Kafamda Bir Tuhaflık kitabını.

Okurken çok keyif aldım okuduğum diğer Orhan Pamuk kitaplarında olduğu gibi .Orhan Pamuk karakter kurmada çok başarılı  kitabın kahramanlarından biri olan Mevlüt'ün sıradan ama sıradan olduğu kadar ilginç hikayesini  hiç sıkılmadan ve hep merakla okudum.

İstanbul'un tepelerine Anadolu'dan gelip bir gecede ev kuranların hikayesidir Mevlüt'ün hikayesi ya da Gazi mahallesindeki kıpırdanmanın hikayesidir ,sokakta yoğurt satmanın , bozanın yok oluşunun ,İstanbul sokaklarının , yanlış anlama sonrası sevmenin çok sevmenin hikayesidir Mevlüt'ün hikayesi.Güzel karakterdir Mevlüt ben seviyorum Orhan Pamuk kitaplarını. 

İnstagramda Haşmet Babaoğlu' nun bir paylaşımına denk geldim. Ne okumalı nasıl okumalı diye sorulunca kendisine şöyle cevap veriyor : İnsan 20 lerinin sonuna kadar her romancıyı  her denemeyi her türü az çok okumalı , ama 20 leri bitirdikten sonra yazar okumaktan yanayım kitap değil yazar tercih edilmeli diyor. Ben de aynı görüşteyim o yüzden dönüp dönüp Hasan Ali Toptaş ,Orhan Pamuk ve Yaşar Kemal okuyorum çünkü edebiyata doyurma garantileri var :) Arada hayatıma yeni yazarlar ekliyorum ama nokta atışı yapmam lazım bütçe ve zaman meselesinden dolayı  onlarda da  başarılı olduğumu düşünüyorum zira Sema Kaygusuz  ve Latife Tekin de her kitabı okunacaklar listemde.

İyi Okumalar..


''Siyasetin aşırısında yapmacıklı bir şey vardı''

''Mardin'de deniz olmamasına rağmen midye dolması işini herkesten kapmış olmalarını sürekli tekrarlar ,bunu Mardinlilerin uyanık ve zeki olmalarıyla açıklardı''

''Ferhat askerde gördüklerinden ve yaşadıklarından , Diyarbakır cezaevine düşüp işkence gören tanıdıklarının hikayelerinden fazla etkilenip siyasallaşmıştı''

''Kafamda bir tuhaflık var, dedi Mevlüt Ne yapsam bu alemde yapayalnız hissediyorum kendimi''

''Görücü usulu evlilikte zor olan şey, kadının hiç tanımadığı biriyle evlenmesi değil , hiç tanımadığı birini sevmek zorunda olmasıdır, derler..Ama aslında bir kızın hiç tanımadığı biriyle evlenebilmesi daha kolay olmalı, çünkü tanıdıkça inanın erkekleri sevmek daha da zorlaşıyor''

''Herkesin bildiği gibi şeref meselesi gibi laflar aslında insanların birbirlerini gönül rahatlığıyla öldürmeleri için icat edilmiş bahanelerdir ''

İnsan , kalbinin temizliğine ,niyetinin halisaneliğine rağmen Allah'ın huzurundayken kendisi olamıyorsa ne yapmalıydı ?




31 Ocak 2018

BİNBOĞALAR EFSANESİ - YAŞAR KEMAL




Yazın Aladağ'a çıkan kışın Çukurovaya inen yörükler İskandan sonra yavaş yavaş kendilerine göçecek yer bulamazlar. Bazen yerleşebilmek için ellerindeki avuçlarındaki altınlarını bazen de obanın en  güzel kızlarını verirler ama yinede Çukurovada ki aşiretler onları bir yere kondurmaz. 

Her 5 mayısı 6 mayısa bağlayan gece yörükler su kenarlarına toplanıp gökten iki yıldızın , karaların ermişi Hıdır ile denizlerin ermişi İlyasın buluşmasını beklerler. Kim ki onların buluştuğunu görür ise o an dilediği dilek gerçekleşir. Bütün obanın tek bir dileği vardır görünürde Çukurovada kışlak Aladağda yaylak herkes söz verir bu dileği tutmaya  ama insanoğlunun içindeki dert bambaşkadır.

Yörüklerin yok oluşunun destanıdır Binboğalar efsanesi...Bu kitabı okurken aklıma sıksık Rousseau nun bir yazısı geldi;

“Tarihte ilk kez bir toprak parçasının etrafını çitle çevirip “Burası benimdir” diyen ve buna inanacak kadar saf olan insanlar bulabilen ilk insan, uygar toplumun ilk kurucusu oldu. O zaman biri çıkıp, çitleri söküp atacak ya da hendeği dolduracak, sonra da insanlara ‘Sakın dinlemeyin bu sahtekârı. Meyveler herkesindir. Toprak hiç kimsenin değildir. Ve bunu unutursanız mahvolursunuz’ diye haykırsaydı, işte o adam, insan türünü, nice suçlardan, nice savaşlardan, nice cinayetlerden kurtaracaktı.”

İyi Okumalar..


Bir kayanın doruğunda bitmiş bir ot nasıl inatla köklerini sert çinke taşlarına sarmış , tutunmuşsa , Alacadağ Yörüğü de öyledir.

Sen gökleri , yıldızları ,ormanları suları bıraktın , sen camilerden çıkmaz oldun. Sen kendini ışıklı ,büyük kentler kurdun.Sen kendine gökte uçan demir kuşlar yaptın.Sen kendine toprağı yiyen ,yerken uluyan canavarlar yaptın.Bize Çukurda bir kışlak , Aladağda bir yaylak ver desem ,vermezsin ki...

Obada kızlar ,yalnız sevdaya gönüle giderdi.Bir can için , para pul için kızlara ,onların gönüllerine karışılmazdı.İnsan soyu bu kadar yozlaşamaz , aşağılaşamaz ,küçülemezdi.

Yörükler, dedi ,mezarsız millet...

Bir başkasını aşağılayan insan önce kendisini aşağılamıyor mu? Bunun kimse farkında değil mi ? Ağacı, kuşu, akarsuyu ,börtü böceği ,yerdeki, karıncayı , en alçak insanı kutsayan , yücelten ,güzelleştiren insan güzelleşir , öyle değil mi?

İşte ben söylüyorum.İşte burada ,huzurunda söylüyorum.Koca adamların çocukları dövdüğü , ötekilerin de bön bön baktığı bir ülke çürüktür, ölmüştür.

Kınını kesen kılıcın kendisidir.

Her kim gördümse ürkek karıncalar gibi gözlerini saklıyor.Bu soy , bu göz kaçıranlar kavmi iflah olmaz.

İnsan bilir insanlığın kıymatın. Sonradan sonraya Beyliğe yeten,zalim olur, el kadrini ne bilir.Varıp gübreliğe konan kargalar ,has bahçada gül kadrini ne bilir!

12 Ağustos 2017

HÜYÜKTEKİ NAR AĞACI - YAŞAR KEMAL


Kapitalizmin gölgesi altında inim inim inleyen bir Çukurova. Sıtma ,sıcak ,ırgatların ekmeğini elinden alan traktörler ve bir yandan bir umuda tutunmuş beş adam. Umudun çaresizliğin fakirliğin ve İnce Memed'in doğuşunun hikayesidir  Hüyükteki Nar Ağacı..

''Zengini kim olsa sever. İş fıkarayı sevmekte''

''İnsanlar bu traktörler geldikten sonra birden değişmişler, bambaşka olmuşlardı. İnsanların yüzlerine bile bakmıyorlardı. Ne yapacaklarını bilemedikleri bu makinalara tapınmışlardı bayağı''

''Memet çocuksa başını hiç yerden kaldırmıyordu. Yıllarca bir zulmün kapısında çobanlık yapmış, o zulüm onun tekmil hak ettiği paraları yemiş, ama onu dünkü gibi kimse aşağılamamıştı. İçindeki dert yüreğini gittikçe acıtıyor, ne yapacağını bilemiyordu. O adam onları aşağıladıkça küçülüp bir topak olan Memed'e ,umarsızlıktan kıvranan Hösüğ'e, utancından kaçacak delik arayan Aşık Aliye , yerden tozların içinde iniltisini bir çığlık gibi koyveren Yusuf'a acıyordu. Başlarına belkide bu yaşa geldiler geleli hiç böyle onur kırıcı bir iş gelmemişti. Bıraksalar tek başına şu karşıki Anavarza kayalıklarına gider , orada doya doya ağladıktan sonra kendini insan yutan çıngıraklı yılanların ağzına atardı. Sabaha kadar , o otomobilli adam , o kavaklı köy üstüne neler kurmamıştı.. Elinden gelse alır eline bir top yalım ,köyün bu ucundan girer ,öbür ucundan çıkardı''

19 Şubat 2014

İNCE MEMED 2 - YAŞAR KEMAL

''Bir insana hiçbir şey yapma! Bir kere gözünü korkut yeter. Ölünceye kadar , kıyamet kopuncaya kadar onu köle yap da kullan. Gözü korkmuş adam insan değildir.'' 

''Bu insanlar zaten bu kadar ahmak olmasalardı , bu dünya bu kadar ahmak olmazdı.''

'' ''Ben bir kuşu öldüremem dedi. '' '' Bir karıncayı ezemem . İncinir diye bir arıyı , bir kelebeği , bir kuşu tutamam. '' Şu anda, belki dünyada en çok elindeki tüfeğe, belindeki haçere , bedenindeki koşar koşar fişeklere şaşıyordu. Kendine bakıp bakıp gülüyordu.

'' Ne var bu çocukta ? Bir büyü , bir keramet mi var? Şimdiye kadar Zeynelin başına böyle bir iş gelmemişti. Sevdim mi, diye düşündü. Bu piç kurusunu sevdim mi? Hiç de sevmemişti. Peki , içindeki bu olan biten neydi ? Acıyor muyum acep ola bu eli bileklerine adar kızıl kana batmış bir karış boylu oğlana ? Kendini yokladı , hiç acımıyordu. Yalnız onun adını andıkça içini usuldan bir sevinç , bir güven dolduruyordu , içinde küçücük bir umut ışığı yanıp sönüyordu. Allah Allah , bu da ne ki ? Ha ? Bu da ne? ''

İnce Memed  çıkmazdadır , kara bulut gibi bir düşünce onu tepesinde dönüp durur '' Abdi Ağa gider Hamza gelir Hamza gider başkası gelir !  Bu işin sonu nereye varır ? Öldürmekle biter mi ? Anam Hatçe boşunamı öldü ? ''

03 Şubat 2014

İNCE MEMED 1 - YAŞAR KEMAL

Memed için en doğru sözü onun yaratıcı Yaşar Kemal söylemiş zaten ''içinde başkaldırma kurduyla doğmuş'' bir insanın '' mecbur adam ''ın romanı. 

Çukurova'nın sıcağını, insanını ,taşını toprağını , akan suyunu , garbi yelini , insanının korkusunu boyun eğmişliğini hatta unuttuğu insanlığı başka nasıl anlatılır kim anlatır böle bilmiyorum. 

Ben orada yaşadım , gördüm , kokladım. Yaşar Kemal beni elimden tutup oralara nice varlığın insanın unuttuğu topraklara götürdü ve  dedi ki '' iyi bak ve bunları unutma her zaman her yerde bir Abdi Ağa olacak.''








'' Bütün canı, hayatiyeti, kini , sevgisi , korkusu kocaman gözlerinde toplanmış. Gözlerinde arada bir, iğne ucu gibi bir parıltı yanar söner. Keskin , batan bir pırıltıdır bu! Bu pırıltıdan korkulur. Korkunçtur. Parçalamaya , atılmaya hazırlanmış kaplanın gözlerinde de aynı pırıltı yanar söner mutlak . Bu nereden gelir? Belki yaratılıştadır. En doğrusu , çekilen işkencede, dertte beladadır. Memedin gözlerine bu pırıltı , son bir yıl içinde gelip yerleşmiştir. Ondan önce Memedin çocuk gözleri bir hayranlık , sevinç içinde parlardı.''

'' Memede olan olmuştu . Gözüne uyu girmiyordu. Düşüncelere kaptırmıştı kendini. Düşünceler kafasına akın ediyordu. Düşünüyordu artık. Dünya kafasında büyümüştü. Dünyanın genişliğini düşünüyordu. Değirmenoluk köyü bir nota gibi kalmıştı gözünde. O kocaman Abdi Ağa, karınca gibi kalmıştı gözünde. Belkide ilk olarak doğru dürüst düşünüyordu . Kin duyuyordu artık . Kendi gözünde kendisi büyümüştü. Kendini de insan saymaya başladı. Yatakta bir taraftan bir tarafa dönerken söylendi. ''Abdi Ağa da insan, biz de....'' ''

08 Temmuz 2013

AĞRIDAĞI EFSANESİ - YAŞAR KEMAL

Yaşar Kemal okumak bir bağımlılık,  kitap bitsin istemezsin bitincede hemen yazarın yeni bir kitabını okumak için yanıp tutuşursun.

Yazar okumaya aç olan okuyucuyu resmen doyuruyor. Kaleminin gücü zaten tartışılmaz ağrıdağı insanını , taşı toprağı , suyu , aşkı dile getiriyor Yaşar Kemal bu kitapta ve Gülbaharla Ahmedin aşkı Ağrıdağı öfkesine eşlik ediyor , Ağrıdağı öfkelidir sevenleri ayıran herkese..

Yaşar Kemal okumaya devem....