Türk Sineması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türk Sineması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Haziran 2011

İÇİMDEKİ YANGIN VE AV MEVSİMİ

Anne Nawal ölümünün ardından ikizlerine 3 adet mektup bırakır . Bunlardan birinde Lübnanda kaybettiğim abinizi diğer mektupdada hiç tanımadığınız babanızı bulun yazmaktadır bu isteğimi gerçekleştirdikten sonra üçüncü mektubu okuyabilirsiniz der. Annelerinin hiç bilmedikleri geçmişine yolculuk yapan ikizleri çok ilginç şok edici bir gerçek beklemektedir. Ben izlerken olanlara inanamayıp tekrar tekrar izledim gerçek demir bir leblebi gibi ne yeniliyor ne yutuluyor.


Ben daha bugün izledim bu filmi  hiç merak da  etmedim bugüne kadar , sadece  bugün Türk filmi izlemek isteğimle seçtiğim bi film Av Mevsimi. Fakat çok beğendim gerçekten filmin sonuna kadar olayları çözemiyorsunuz ben açıkcası Ejder Kapanı gibi bir konu beklemiştim ama Av Mevsiminde konu daha özgün oyunculukta güzel ben açıkcası beğendim hiç sıkılmadan izledim..

15 Mayıs 2011

ÇÖKÜŞ VE AŞK TESADÜFLERİ SEVER


Hitlerin son günlerini anlatan bir film Göküş . Kızıl Ordunun Berlini işgali sırasında Hitler sığınakta generalleri ve yakınlarıyla mahsur kalır .Savaşı sığınaktan yöneten aslında yönettiğini sanan Hitler yenilgiyi kabul etmez ve hayali askerlerle savaşın kazanılacağını düşünür .Savaş öğeleri içersede filmde asıl tema Hitlerin bozulan psikolojisi , savaşın kazanılacağını inancı dışarıda halkının öldürülmesinden önemlidir. Hitler yenilgiyi  kabullenmesiylede intihara karar verir Almanların ölüsünü bir müzede sergileyeceğini düşünen Hitler kendini ve sevdiği kadını vurur ve cesetlerini yaktırır. Dram sahneleri çok etkileyici çoğu general ve asker teslim olmamak için intihar eder Hitlerin yardımcısı ve  karısı 5 çocuğunuda önce uyku ilacı içirip zehirler daha sonrada intihar edip cesetlerini yaktırırlar. Oyuncu seçimi ve oyunculuk  çok başarılı savaşın caresizliğini her karakterin yüzünde gördüm vermek istenen mesajı çok güzel anlatan bir film benim gibi film konusunda çok seçici olan ve savaş filmi sevenlere kesinlikle tavsiye ederim.





Ben henüz dün izleyebildim bu filmi sinemada film izlemeyi sevmem zaten her filmide izlemeye değer bulmam film konusunda çok seçiciyimdir vizyona giren filmlerin üzerinden yıllar geçmesi lazım benim izlemem için . Bu filmi ise sevdiğim bir kaç sanatçının ağzından övgü dolu sözlerle duyunca Sunay Akın mesela izlemem gerektiğini düşündüm film internete düşeli bir kaç gün oldu tabi bende işi gücü bırakıp izledim.

Filme gelirsek duygusal bir günde izlememden dolayı kendimi fazla üzmemek için filme kaptırmadım kendimi zira ağlamaktan yada kendimi sıkmaktan başımın ağrıyacağını çok iyi biliyodum. Nitekim bolbol ağladım ama tahmin edilenin aksine aşk sahnelerine değil dede ve baba olguları içinde ağladım benim hassas konularım bu çünkü. Filmi çok beğendim oyuncu seçimi ve oyunculuk çok iyi özellikle Mehmet Günsür rolünü çok güzel yansıttı insanın içini titreten bir enerji vermiş rolüne uzun zamandır güzel bir Türk filmi seyretmemiştim taaa Babam ve Oğlumdan bu yana ..

08 Nisan 2011

GÖKTEN 3 ELMA DÜŞTÜ


Film  Bursa İpek Yolu Film Festivali'nde ''En İyi Film'' ve ''En İyi Senaryo'' ödülünü kazanmış ve senaryosunu Raşit Çelikezer yazmış yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi  .

Film karakterlerinin hepsinin hayatları bir şekilde bir yerde kesişir. Afişte görünen karakterler ise asıl kahramanlardır. Recep(Köksal Engür) emekli bir askerdir , Nilgün (Bennu Yıldırımlar) ise Recep in üst komşusu üniversite mezunu farklı bir hayat kadınıdır. Ali (İsmail Hacıoğlu) ise Recep'in yıllardır konuşmadığı kızından olma torunu olduğunu iddia ederek İstanbula gelir ve dedesinin evinde kalmaya başlar. Bu 3 kişinin hayatı Recep ve Nilgünün yaşadığı apartmanda kesişir Recep Bey ilk başlarda Nilgün'ün hayat tarzına çok karşı olsada ona karşı acıma duygusu ve Nilgün ün kırılganlığı karşısında ona sahip çıkar . Recep Beyin küs kızına olan kızgınlığı na karşın torununu ilk başlarda istemesede sonradan onu evine alır sert görüntüsünün altında aslında ne kadar sevgi dolu bir insan olduğu bu sahnelerde ortaya çıkar. Ali ise bir hırsızdır amacı yurtdışına gitmektir başı belaya düşünce en son Recep Beyin evde tuttuğu yüklü müktar parayı almak zorunda kalır. Bu olayların yaşandığı gece Nilgün , Recep ve Ali bir suça ortak olurlar .

Köksal Engür ve Bennu Yıldırımların oyunculuğunu çok beğendim özellikle  Bennu Yıldırımlar çok güzel bir oyunculuk sergilemiş cüretkar sahneleri çok başarılı ve basitleşmeden oynamış . Köksal Engür rolü gereği işinin onda vermiş olduğu ciddiyet ve disiplinin altında ne kadar ince ve sevgi dolu bir karaktere sahip olduğunu çok güzel yansıtmış . Film ayrıca aile ilişkileri ve aldatmalar üzerinde notlar içeriyor .Bu aralar Türk Edebiyatı ve Türk Sinemasından gidiyorum sanırım şu sıralar en iyide bunlar gidiyor.Ayrıca film müzikleri harika Tamer Çıray'a ait  , filmi beğenim benim için orta derecede hoş bir seyreti oldu ayrıca oyunculuklarda çok iyi.


28 Mart 2011

ANADOLUNUN KAYIP ŞARKILARI




Yönetmen Nezih Ünen' in amacı 2002 yılında tüm ülkeyi dolaşarak anadoluda modernize edebileceği türküler bulmaktı. Çıktığı yolculuk sonunda kendisinide şaşırtan bi zenginlikle karşılaşmasından dolayı yönetmen 2005 yılında daha geniş bir kadroyla tekrar anadolu yollarına düşer.

Ben filmi izlerken mest oldum , heycanlandım  , gururlandım , hüzünlendim ve içimden tüm anadoluyu gezmek geldi hatta bunu şimdiye karar yapamamanın hüznü doldu içime.Film dediysem senaryo falan yok anadolu halkı söylüyor ve oynuyor herşey orjinal bozulmamış bu kültür zenginliği bizden başka hangi ülkede var merak ediyorum. Bu topraklar üzerinde devlet isimleri değişsede kültürler  hep aynı kalır.

Filmdeki bazı anlatıcılardan alıntılar.

''Yüzyılların verdiği  erezyonla kültürler aşınmış ortada pek bişey kalmamış , ama insanların dillerinde türkülerinde manilerinde masallarında bunlar yaşıyor evler çürümüş kaleler yıkılmış ama insanlar yıkılmamış , insanlar kendi kültürlerini dillerini dilden dile aktarmışlar.''

''Gel ne olursan ol yinede gel. İster kafir ol ister ateşe tap , ister puta. Nasılsan öle gel. Bu dergah umut dergahı umutsuzluk değil . Kim olursan ol öle gel. '' Nerelisin '' diye sordum ona şakacı bir gülüşle dediki bana ''Benim Yarım Türkistanlı Yarım Ferganalı Yarım Sudan Topraktan , Yarım Candan Gönülden , Yarım Deniz Yarım Baştan Başa İnci '' . ''Arkadaş olalım ozaman Yabancı değil akrabayız'' dedim. Gülümseyerek dediki '' Ben Akrabamla Yabancıyı .Tanıdıkla tanımadığımı ayırt etmiyorum''. Sen bensin, bende senim işte .Öyleyse bu kavga niye ?