15 Mart 2012

BİZDE SON DURUMLAR

Blogumdan uzun süre ayrı kaldım son 4 aydır bunun nedeni tamamen internetsizlik şimdilik bu sorunu Turkcell Vınn ile çözdük. Doğum nedeniyle Ankaraya geldiğimden bir süredir eşimdende uzak kalmıştım o İzmirde ben Ankarada bir müddet görüşemedik nihayet geçen perşembe akşamı geldi. Genelde kışları  Ankarada geçirdiğimizden internet bizim için hep sorun oldu kullanmadan aylarca internet faturası ve ev telefonu ödedik  aslında çokda internet bağımlısı insanlar değiliz heleki bebek olduktan sonra benim internete girmem mucize olur herhalde bi dönem . Neticede eşim sağolsun yanıma gelirken bana Turkcell Vınn almış biraz oyalanıp kafa dağıtmam için evdeki interneti ve ev telefonunuda kapattırmış nihayet hayatımızdan 2 adet fatura eksildi :))))

Gelelim en önemli ve asıl konumuza bebeğimin ve benim sağlığımız çok şükür iyi pazar günü 33 haftamız bitti şuanda 34 içerisindeyiz yani doğum için sadece 1,5 ayımız kaldı .Görünen doğum tarihi 29 nisan kısmetse normal doğum istiyorum şuan için aksi bir sağlık sorunum yok . Cuma günü doktora gittiğimizde bebeğimin kilosu 1.800 gr boyuda 40 cm di sanırım minik bir bebek olucak :)

Bebeğimizin adına eşimle ilk tanıştığımız zamanlar karar vermiştik  yaklaşık 4,5 yıl önce yani isimler hep belliydi erkek olursa Mehmet Kemal kız olursa Zehra isimlerde hiç tereddüt etmedik hiçte kafa yormadık . Bu durumda bebişimiz adı Mehmet Kemal isminin hikayesi klasik aslında eşim babasının adını koymak istedi Mehmet benimde sevdiğim bir isim hiç itirazım olmadı Kemal de Mustafa Kemalden geliyor bi nemzede olsa Atatürkten bi esinti olsun istedik ve bence Mehmedin yanınada çok yakıştı Kemal .

Blogumla ilgili bazı içerik değişiklikleri yapıcam mecburen şimdiye kadar hep kitap ve film tanıtan bir blog oldum, aslında blogum kendi adımı taşıyor benim hayatım ve benim renklerimi içermeside lazım diye düşündüm hayatımdaki en önemli değişiklik Mehmet Kemalim bundan sonra blogumun çoğunu kaplıycak ama kitap okumaya tam gaz devam tanıtacağım bir kitap daha var ve yarım bırakılmış kitaplarla ilgili bir yazımda olucak hamilelik dönemi çok fazla kitabı okuyup yarım bıraktım sanırım hormonlarla alakalı bir durum ,bir kaç tanede bebek alışverişi ile ilgili post olucak belki anne adaylarına faydam dokunur yada onlardan faydalı öneriler alırım .

Yazımı bitirirken birde video eklemek istiyorum , sol tarafıma yatıp dinlendiğim bir vakit bebeğimin hareketlerini kameraya çektim telefonumla öylesine çektiğim bir görüntü güzelde yakalamışım, aslında görüntüde sol tarafıma yatıyorum ve bacaklarımın arasında sarı bir yastık var bir an üstümü başımı pek düzeltmeden çektim ve üzerimdeki tişörtün içerisinde atletim çizgi çizgi toplanmış yani görüntü sizi yanıltmasın gayet normal bir göbeğim var :)

LEYLANIN EVİ

Yazarı kadar naif bir kitap Leylanın Evi nedense Zülfü Livaneli denince aklıma ilk gelen kelime ''naif'' oluyor . Pırıl pırıl tertemiz bir hikaye Leylanın Evi , kitap 3 karakter üzerine kurulmuş. Tam bir İstanbul hanımefendisi olan Leyla, Leylanın yaşadığı yalının eski hizmetkarlarının oğlu Yusuf ve Yusuf'un sevgilisi Rukiye.

Leyla yaşadığı yalıdan hiç ayrılmamış İstanbulun diğer yüzünü görmeden iyi bir eğitimle yetişmiş bir bayandır .Yaşamının son demlerine geldiği bir dönemde yalısından bir şekilde çıkarılır, evinden hiç ayrılmamış Leyla ne yapacağını bilemez bir haldeyken ona Cihangirin ara sokaklarında yaşayan ve Leylanın elinde büyümüş olan yalının eski hizetkarlarından birinin oğlu olan gazateci Yusuf sahip çıkar. Yusuf Leylayı evine götürür fakat Yusufun sevgili Almancı Rukiye bu işten pek memnun kalmaz işte asıl hikayede bundan sonra başlar . Üç farklı hayat Cihangirde bir evde buluşur ve hepsininde hayatı değişir.


Okuduğum üçüncü Zülfü Livaneli kitabı Mutluluk, Engereğin Gözündeki Kamaşma ve Leylanın Evi üçüde birbirinden güzel ve ayrı bir haz veriyor insana her kitabı mutlaka okunmalı ,kalemine yüreğine sağlık Zülfi Livaneli.

LEYLEKLERİN UÇUŞU

Okuma listeme bloglar aracılığı ile girmiş bir kitap Leyleklerin Uçuşu yazarın okuduğum ilk kitabı. Konusu başlarda  güzel ve heyecan verici bilmem polisiye pek sevmediğimden bilmem kitabın başında olayları çözdüğümden kitap beni pek sarmadı kısa sürede okudum fakat çok da heyecanlanmadım meraklanmadım .

Kitaptaki baş karakter Louise ne bir dedektif nede bir polis ama işleri hep tıkırında giderek olayları çözüyor, tamam göç eden leylekler üzerinden kaçakçılık yapmak orjinal bir fikir bide buna organ kaçakçılığı falan ekleniyor ama ben sevemedim bu kitabı okudum gitti çok fazla aklımı meşgul etmedi etkisinde kalmadım ama bu tamamen benim polisiye sevmememle alakalı olabilir kitabın beğeneni çok bu tarz sevenler eminim beğeneceklerdir.

13 Ocak 2012

FELİCİANIN YOLCULUĞU

,Tesadüfen elime geçen bir kitap Felicia'nın Yolculuğu Ankaraya ailemin yanına gelirken hiç kitap getirmedim yanımda  bu yüzden kuzenlerimden topladığım ödünç kitaplar arasındaydı Felicia'nın Yolculuğu.

Okuma sırası bu kitaba gelince biraz tereddüt ettim beni sıkmasından çekindim açıkcası zaten ilk başlardada öle olucağını sandım fakat konu ilerledikçe merakım arttı ve yavaş yavaşda yazarın tarzına alıştım evet yazar ayrıntıya fazla girsede ustaca bu ayrıntılara bizi alıştırıyor.

Konu ilk başlarda İrlandada küçük bir kasabada geçiyor Felicia'nın hayatı çocukluk arkadaşı Johnny'nın İngiltereden kasabaya iki günlüğine gelmesi ile değişir . Johnny den hamile kalan Felicia'nın hayatı  Johnny'nin hiç bir telefon numarası ve adres vermeyerek kasabadan ayrılmasıyla birlikte altüst olur. Johnnyi bulmak için İngiltereye giden Felicia'nın bildiği tek şey  onun  çim biçme makinesi üreten bir fabrikada çalıştığıdır. Bu arama süresinde Felicia'nın karşısına çok ilginç biri çıkar işte yazarın ustalığını gösterdiği yerde bence bu karakteri anlattığı  kısımlardır ve yazar bu karakteri çok ustaca anlatır . Değişik bir psikolojiiye sahip bu karakter aslında Feliciaya yardım etmek ister gibi görünsede gerçek öle değildir ve olaylar çok farklı gelişir Felicia içinden son hiç bekllediğimiz gibi gelişmez.

İlk başlarda kitabı biraz basite aldım fakat git gide ilgim ve beğenim arttı yazar için İrlandanın yetiştirdiği en önemli yazarlardan biri olarak bahsediliyor . Kitap yönetmen Atom Egoyan tarafından filme çekilmiş ve 19. Uluslararası Film Festivali sırasında Nisan 2000 de sinemalarda gösterilmiş.

BİN MUHTEŞEM GÜNEŞ

Yazarı okumaya ilk kitabı Uçurtma Avcısı ile başladım fakat kitap beni bi türlü sarmadı sonra şansımı bu kez Bin Muhteşem Güneşte denedim ve hayran kaldım kitaba.

Kitap su gibi aktı gitti bir çırpıda okudum ve çok beğendim gereksiz hiçbir ayrıntı, gereksiz bir cümle hatta bir kelime bile bulamadım kitapta.

Kitap Afganistan portresi içinde yaşamları özelliklede kadınları anlatıyor iki kadının kesişen yolları , birinin erken yaşta evlendirilmesi diğerininde savaşta kaybettiği ailesi ve sevdiği ile ayrılan yolları iki kadını hayatın bir yerinde buluşturur.

Kaybettikleri çocukları - aileleri bu iki kadın birbirinde bulurlar. Kitapta güçlü iki kadın vardır karşımızda yaşadığı zorluklara ve savaşa rağmen hayattan vazgeçmeyen iki kadın ayrıca kitap Afganistan tarihini ve yaşadığı iç savaşları çok güzel gözler önüne sergiliyor benim Afganistana ve oranın halkına bakış açım çok farklı bir boyuta ulaştı.

Bestseller kitapları ve yazarları okumayı pek sevmesemde bu kitap onlardan çok farklı birebir yaşanmış olaylar, güçlü ülkelerin diğerleri üzerindeki çıkar kavgaları , iç savaşlar, terör örgütleri , kadın hakları daha doğrusu kadına yapılan haksızlıklar ve gerçekleri barındırdığı için ben bu kitabı gönlümde farklı bir yere koydum . Uzun lafın kısası bence mutlaka okunması gereken bir kitap.

21 Aralık 2011

BİZDEN HABERLER

Herkese Merhaba bloguma yazmayali uzun bir süre oldu bunun nedeni internetten uzak kalmak bilakis bu dönemde 3 kitap okudum yazacak cok sey var. Bebegim karnimda 22 haftalik oldu cinsiyetide erkek kismetse 29 nisanda kucagima alicam onu. Su siralar dualarimda ilk sirayi onun saglikli olmasi ve sag saglim kucagima almak yer aliyor.3 kitap okudugumu söylemistim bunlar Elif Şafaktan Aşk ,Zülfi Livaneliden Leylanin evi ve William Trevor dan Felicia'nin yolculugu en kisa sürede bu kitaplarin yazilarini yazicam.Şu sirada Irvin Yalom dan Nietzche Ağladiğindayi okuyorum okumam biraz yavas ilerliyor çunku bir yandanda bebegim icin battaniye örüyorum :)) Dogum icin ailemin yanina Ankaraya geldim ve mayisa kadar burdayim kismetse mayista bebegimizide alip çesmeye evimize dönecegiz bu arada blogumu cok ihmal etsemde ki internetsizlik yüzünden izleyici sayim gitgide artmis bu beni cok sevindirdi beni izleyen herkese tesekkur ederim ara sira bende izledigim ve merak ettigim bloglara girip bakiyorum ama yorum birakamiyorum cünkü telefondan okumak ve yazi yazmak bana biraz zor geliyor. Bu arada malesef bir suru kitap hediyesi çekilişini kaçirdim :((

20 Eylül 2011

YENİ HABERLERİM VAR


Evet fotoğraftan da anlaşılacağı üzere hamileyim. 8 hafta 2 günlük şuanda bebeğim  henüz kendisini göremedik doktorum kalp atışlarını görmemiz için 28 eylüle tarih verdi ama biz dayanamıycaz  ve bu hafta içerisinde doktora gitmeyi düşünüyoruz.Aşırı derecede olmasada mide bulantılarım var özellikle sabahları çok zorlanıyorum canım hiçbirşey yemek istemiyor yemeyincede sürekli mide bulantısı çekiyorum. Etraftan sürekli şunu ye bunu ye diye tavsiyeler geliyor ama ne mümkün hele ki balık yememi söyledikleri an midem ağzıma geliyor, onlara her ne kadar bebeğin ilk 3 ay annesinden çok fazla beslenmediğini söylesemde sen yinede ye yok öle bişey ilk 3 ay çok önemli diyorlar :S

Sürekli evdeyim hafif şeyler yeyip sürekli uzanıyorum , kitap okuyamıyorum hem canım istemiyor hemde elime alınca en fazla 2-3 sayfa okuyup bırakıyorum. Genelde tv izliyorum nerdeyse belgesel kanallarındaki tüm programları ezberledim Nat.Geo.Wıld da Kaplan Adam özellikle favorim :) Bu arada 3 günde Game of Thrones dizisini 1. sezonunu bitirdim ve çok beğendim ama yeni sezon nisan 2012 de gösterilecekmiş :(

Duygusal anlamda da  kendimde değişiklikler farkediyorum eskidende karşımda ağlayan birini görsem benimde gözlerim dolardı ama şimdi anında ağlama moduna giriyorum . Kayınvalidem erkende olsa bebişe birşeyler almış işte onları görünce gerçekten hamile olduğumu farkettim baktıkça heyecanlanıyorum ve biran önce anne olmak istiyorum :)

01 Eylül 2011

CEMİLE


Kırgız yazar Cengiz Aytmatov'un tamda ağustos ayında geçen bir aşk hikayesi Cemile. Cemile bir aşk hikayesi olmasının yanında yazıldığı dönemin kısa bir özeti şeklinde. Savaşın kopardığı aileler , okula gitmeyip ailesine direk olmaya çalışan erkek çocuklar, erkek gibi çalışan kadınlar. Kırgızistanın o muhteşem  doğası, yiğitlik destanları ile bir çocuğun gözünden yengesi Cemile ve Danyar'ın aşk hikayesi.

Cemileyi Fransızcaya çeviren Fransız yazar Louis Aragon  Cemile'yi ''dünya nın en güzel aşk hikayesi'' olarak tamınlamış.

Ekleme : Cengiz Aytmatov'un tarzını betimlemeler ve yaşadığı coğrafyayı anlatışı ile usta yazar Yaşar Kemal'e çok benzettim.

29 Ağustos 2011

AYLAK ADAM



Öncelikle kitap için konuya MÜKEMMEL diyerek başlamak istiyorum uzun zamandır böylesi akıcı ,değişik ve tam anlamıyla edebi diyeceğim bir kitap okumamıştım , sanırım kelime oyunları ile beynimi zorlayan kitapları seviyorum ben .

Kitaptaki baş karakter C. (yazar isim vermemiş C. demeyi yeterli görmüş) aileden kalan mirasla geçinen  ve aylak(kendi tabiriyle )  28 yaşında  bir adamdır . C. sürekli  kendisi gibi olduğunu düşündüğü B. adlı aşık olacağı kadını sokaklarda aramaktadır örneğin sürekli aynı pastahaneye gidip aynı masaya oturup ruh haline göre insanları seçer  mesela sağ taraftan gelecek üçüncü kadın B. olucak gibi. 

Hikaye bir kadını arama gibi görünsede yazar  C. için o kadar değişik ve ilginç bir karakter oluşturmuş ki hikayeden çok C. nin karakteri düşünceleri ve psikolojisi okuyanı etki altına alıyor. Sıradanlığa ,toplum baskısına ,aile ilişkilerine ,aile baskısına , gevezeliğe karşı bir adamdır C.  Sürekli gittiği lokantada garsonun kendisine gülümsemesine yada arkasından güle güle demesine, sevgilisini öperken kızın odanın kapısını kitlemesine yada perdeyi  kapatmasına ,aynı kalıpla söylenen sözlere ve onlara verilen aynı cevaplara  açıkcası aslında normal sayılan herşeye karşı bir adam C. . Aslında insan okudukça kimi yerde kendini buluyor C.de ama malesef gerçek hayat bize C. olma şansı vermiyor. 

C. anlatması zor bir karakter bu yüzden kitaptan bir kaç alıntı yaptım bakın C. bize olayları nasıl yorumluyor.



"O sabah kahveci çayını ona sormadan getirdi. Demek müşteri olmak için altı gün yetiyordu. Yemek yediği lokantalarda garson, "-Ali Bey'in çorbası!" "-Ver Ahmet Bey'in bayıldısını." diye bağırdıkça şaşardı. İnsanları hep aynı yere çeken neydi? Kahveciye kızdı. Onda müşteri olacak surat var mıydı? Bir daha buraya gelmeyecekti."


"Şimdi kim bilir kaç evde, kim bilir kaç kadının 'Aman ayol, bu ne kötü şans böyle,' sözüne karşılık kim bilir kaç erkek 'Üzülmeyin; kumarda kaybeden aşkta kazanır,' diyordur. Kim bilir kaç erkek de acele edip bu sözü ondan önce söyleyemediler diye onu kıskanıyordur. Biliyorum sizi. Küçük sürtünmelerle yetinirsiniz. Büyüklerinden korkarsınız. Akşamları elinizde paketlerle dönersiniz. Sizi bekleyenler vardır. Rahatsınız. Hem ne kolay rahatlıyorsunuz. İçinizde boşluklar yok. Neden ben de sizin gibi olamıyorum?"


''Tutamak sorunu dedim . 
İnsanın bir tutamağı olmalı. Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bişey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine, sanatına.  Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutamağının en iyi,en yüksek olduğuna inanır.  Gülünçlüğünü farketmez.  Kağızman köylerinden birinde bir çift öküzüne tutunan bir adam tanıdım.  Öküzleri besiliydi, pırıl pırıldı.  Herkesin, "-Veli ağanın öküzleri gibi öküz yoktur," demesini isterdi. Daha gülünçleri de vardır. Ben toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi! Bir kadın. Birbirimize yeteceğimiz, benimle birlik düşünen, duyan, seven bir kadın!"




YENİ KİTAPLARIM


Bunlar okumak için ödünç alınanlar , aralarından Yusuf Atılgan dan Aylak Adam okundu ikinci olarak Cengiz Aytmatov dan Cemile yi okumayı düşünüyorum uzun yıllar önce okudum fakat hep tekrar okumak istediğim bir kitaptı.


Bunlarda D&R dan yaptığım alışverişte aldıklarım Semerkantı yaklaşık 10 gün önce aldım ve okuyorum şuanda yarısındayım. Zahir ve Babilin Köpeklerinide dün aldım aslında kitap almak için girmemiştim ama 4 tl lik  kitaplara şöle bir bakayım derken bunları alıp çıktım :)